MERASİMLE YARGILAMA, ULTRA SAFLIK VE BAŞBAKAN’IN FİSKESİ…
Yeni bir şey değil; 60’larda da vuku bulmuştu olay, bire bir benzemese de. Bu; süper demokratik bir ülke olduğumuz anlamına gelmediğini vurgulamak isterim. Kimilerince bir ilk olarak nitelendirilmesi doğrusu beni şaşkına çevirdi. İnanın bu şaşkınlığı hala üzerimden altmış değilim. Toplamda 12 saat (savcılık ve mahkeme) savunma ve ifade merasiminin ardından, “tutukluluk halinin devamına…” kararıyla gözüken Silivri yolları.
Merasimle Yargı…
Bu tip yargılanmalara; merasimle yargılama ( tabir bana ait çalınmaya!) diyorum. Bir kırmız halı ve bando takımı eksikti. Dünyada hangi devletin, aşiretin, kabilenin yargısı bizimkisinin eşi benzeri, muadili ve türü, hiç sanmıyorum. Kanun, yasa ve tüzükler yaparız, çıkarırız. Kesin kati hüküm cümlesinin bitimine noktayı koyduktan sonra; ANCAAAAKKK diye bir kelimeyle yeni bir cümle ekleriz de, önceki hükmü tümüyle muğlak eden türden. Gel de hüküm çıkar, kıyas yap, yapabilirsen. Her kafadan bir ses, bir yorum bir içtihat; işin içinden çık çıkabilirsen! Dünyada üstümüze yok. Hay maşallah! Allah eksikliğini göstersin; tez elden hak ve hakkaniyet ölçülerinde adalet sistemine kavuştursun cümle vatandaşı ve dahi ülkeyi.
Sosyal Medya ayağı…
Şimdi de, Sosyal Medya ayağına gelelim. Merasimle yargılama devam ederken, sanal alemde; özellikle adına cemaat denilen bir grubun yönlendirmesi sonucunda, “bindirilmiş kıta” papağan mantığıyla bilen bilmeyen, anlayan anlamayan tek ağız. Bir yanda merasim devam ededursun, sözde toplumda oluşacak karşı tepkileri absorbe etmek mekri bin türlü. Bunu da İslam’a hizmet ve cihat gereği olduğu zannettirerek (yutturarak), bir yerde sevap da kazanmalarına vesile olmaktır algısını beyinlere kazımak. Kendi nefis, menfaat ve umurları (iş) için değil! töbeler olsun değil! Başka grup ve topluluklara korku ve gözdağı verme amacını gütme çabası, ayrıca hanelerine artı olarak kayıt düşme anlamını çıkarmaktır. Bütün bunlara ben de şu noktayı koyuyorum; tam bir Yahudi taktik ve zihniyeti. Korku ve efsaneleştirilme duygu ve düşüncesini yaymaktır diyorum. Dedim.
Dört koldan devam eden halaylara, hır güre Başbakanın fiskesiyle (tutuksuz yargılanmalı) ara verildi. Oh be dünya varmış. Ergenekon’un İlker Başbuğ’a yaptığı suikast basından saklanmıştır. Ve bunu bilmediğiniz için da onlardan zannettiniz değil mi? İzmir, Yağhaneler semtinde bir Yüzbaşı vefat ederken 16 polis de yaralanmıştı, Başbuğ’a kurulan tuzakta. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun en yakın meslektaşıdır. Hmm, Kıvrıkoğlu’nu bilmiyorsun, darbecilere takoz koyan Genel Kurmay Başkanıdır. Askerle sivilin birlikteliğini sağlayan komutandır. Anlaşıldı mı?!
Şunu söylüyorum:
Kimi okuyorsanız okuyun. Kişi ya da kişiler bir şeyi savunuyorsa; benimseyebilirsiniz. Ama karşıma geçip, körü körüne savunmayın, ne onu ne de fikir, zikir ya da yazdıklarını. Okuduğunuzu kendinize saklayın veya unut gitsin. Müslüman olmak, Allah dostlarını ayrı tutarak; çoğunluğun sevdiğini sevmek, popüler ultra İslamcı diye tesmiye olunanların, onun bunun köşe yazısını muska yapıp boyunlularınızda taşımanız sizin dışınızda bir anlam ifade etmiyor. Ama gelip bunları bana yutturmayın! Yutanlara ancak afiyet olsun derim. Her şeyi istismar edin. Serserileşip ne kadar miting gösteri varsa kayıpsız katılın, hatta düzenleyin. İnanın bu halinizden milyon kat daha evladır.
|
2012-01-12 |
Bu Yazı 120 kez okundu |
 |
 |
Son Yazıları
Merasimle yargılama, ultra saflık ve Başbakan’ın fiskesi…
Yorumar