|
Başa Dön
Klasik Osmanlı form ve desenlerinin yerini 18. yüzyıl sonlarından itibaren
Avrupa etkisi ile Barok ve Rokoko formları almıştır. Kabartma tekniğinde güller,
Osmanlı devlet arması, mimari kompozisyonlar, dökümle yapılmış çiçek, kuş,
hayvan biçiminde tutamaklar bu dönemin kaplarında yaygın olarak karşımıza
çıkmaktadır. 19. yüzyıl sonlarında manzara ve bitkisel bezemeli, Van yapımı
savatlı gümüşler de çok revaç bulmuştur
Savat Gümüş üzerine siyah savat çamuru ile yapılan bir süsleme biçimidir. Savat siyah renklidir. Savat çamuru; kurşun, gümüş, bakır, kükürt karışımından oluşur. Arapça “kara” anlamına gelen “esvad” sözcüğünden gelen savat, gümüş üzerine sürülen siyah renkli savat çamuru ile yapılan bir el sanatı dalıdır. Savat yapılmadan önce bu işin uygulanacağı gümüş tokaların, gümüş kemerlerin, gümüş hançer kabzalarının, tütün tabakalarının, gümüş sigara ağızlıklarının, muskaların ve dua taslarının yüzeylerine savat ustası kalemkârlar tarafından çeşitli şekillerin işlenmesi gerekir. Bundan sonra savat ustaları belirli oranlarda gümüş, bakır, kurşun ve kükürt karışımından elde ettikleri bir alaşımı dövüp tülbentten geçirerek ince siyah bir toz hazırlarlar. Bunu gümüş eşyaların yüzeylerinde yaptıkları desen,motif, yazı ve resimle kuru olarak sıvayarak “ekme savat”, toza boraksla karıştırıp macun haline getirdikten sonra sürmek suretiyle de “sürme savat” yaparlar. 20.Yüzyılın başlarında Van`da 120 dükkânda 400 dolayında savat ustası ve kalfası vardı. Ayrıca Sivas, Erzincan, Trabzon ve Samsunda da bu zanaat çok gelişmişti .

Öyle ki savatlı Türk tabakaları tüm Avrupa`da özellikle de Paris kuyumcularında kendine yer edinmişti. Anayurdu Kafkasya bölgesi, Dağıstan olan savatçılık, Osmanlı`da 150 yıl kadar altın devrini yaşadı. Şimdilerde Eskişehir”in Alpu İlçesinde yaşatılmaya çalışılıyor. Savat çamurunun hazırlanması:500 gr bakır,500 gr kurşun,125 gr gümüş,1 kg kükürt. Bir başka deyimle; dört ölçü bakır, dört ölçü kurşun, bir ölçü gümüş ve yeterince kükürttür. Ölçülere uygun olarak bakır, gümüş bir potada eritilir. Bu eriyiğe kurşun eklenir, üzerine kükürt ilave edilerek iyice karıştırılır. Bu işleme kükürt yedirme denir. İyice karışıp siyah bir renk alan bu karışım bir madeni kaba boşaltılarak soğumaya terk edilir. İyice soğuyan karışım bulunduğu kabdan kırılarak çıkarılır. Parçalar bir havanda toz haline gelene kadar dövülür, elekten geçirilerek un haline getirilir. Savat yapılacağı zaman un haline getirilen toza tenekar (boraks) karıştırılarak çamur elde edilir.

Bu çamur savat yapılacak yere sürülür, buna sürme savat denir.
Oyuk yerlere toz haline getirilen savat maddesi ekilir ise buna da ekme savat
denir. Ekme veya sürme savat doldurulmuş gümüş ateşe tutulur, savat çamuru oyuğa
iyice yayılır ve bütün oyuklar savat ile kaplanır. Ateşten indirilip soğumaya
bırakılır ve eğe ile tesviyelenip cilalanarak hazır hale getirilir. Bu ustaların
evlerde savat gümüşü ile yaptıkları süslemeleri, atalarından öğrendikleri Türk
Motifleri ve Osmanlı padişahlarına ait tuğralar ve mühürler oluşturmaktadır.
Yapılan süslemeler arasında baston, kama, kamçı, tütün tabakaları, enfiye
kutuları, ağızlıklar, at eğer takımları, Van, Kafkas ve Türkmen Yörük kemerleri
ile bilezik, kolye, küpe, yüzük, kravat iğnesi, tabanca kabzası, yaka iğneleri,
düğme ve rozetler, çay takımları vb. bulunur. İlçemizde halen bu el sanatını
devam ettiren yurttaşlarımızdan bazıları aşağıda yer almaktadır. Kemal GÖZE
(Savat gümüşü Ustası); 1953 yılına kadar atadan babadan gördükleri yöntemlerle
savat çamuru hazırladıklarını, ama 1953 yılında Alpulu Gümüş ustası Şükrü KOÇAK`IN
yeni bir usul geliştirdiğini ve bu usul ile savat yaptıklarını söyledi. Savat,
kükürt yedirme işinden sonra toprak bir kaba boşaltılıyor. Toprak kabda soğuyan
savat tekrar potada eritilerek çubuk kalıplara dökülüyor. Çubuk kalıplarda
soğuyan savat lehim çubukları gibi uzun bir biçimde muhafaza ediliyor.
Kullanılması
gerektiği yerde gümüş eşya şaloma ile ısıtılıyor ve bu ısınan eşyanın
savatlanacak kısımlarına savat çubuğu lehim çubuğunda olduğu gibi sürülüp
oyuklara yayılıyor. Oyuklara iyice yayıldığına kanaat getirilince soğumaya
bırakılıyor. Soğuduktan sonra tesviye edilip cilalanıyor. Savatın yapılışı
şu aşamalardan geçmektedir. -Gümüş eritiliyor, tel ya da plaka haline
getiriliyor, -Eşyaya gümüş kakma usulü ile desen oluşturuyor,(oyularak)
-Savat çamuru hazırlanıyor, gümüş satıh üzerine savat sürülüyor, -Tesviye
diliyor, -Cilalama yapılıyor, Hanifi NASİP (Savat ustası):Alpu Halk
Eğitimi Merkezi Müdürlüğünün
http://alpuhem.meb.k12.tr
açmış olduğu Gümüş El sanatları SAVAT kursunun usta
öğreticisi

Bu zanaatı sürdürenlerin en maharetlisi
olduğu biliniyor diğer ustalardan da övgü alıyor. Tuncer NASİP (Savat
ustası): 60 yaşlarında, Selami, Hanifi, Hakan, Erkan adında dört oğlu var.
Dördüne de Savat zanaatını öğretmiş. Kendi evlerinde oluşturdukları küçük
atölyelerde çalışıyorlar. İşporta tezgâhlarında elişlerini sergileyip
pazarlıyorlar. Şimdi Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünün atölyesinde
birikimlerini savat öğrenmeye çalışan gençlere aktarmaya çalışıyorlar. Siyah
-beyaz bir renk ile Gümüş eşya ayrı bir estetik güzelliğe dönüşür. Savat
yapılacak Gümüş üzerine desen aktarılır, derin kalemlerle çizgiler
oluşturulmak için oyulur, savat çamuru açılan bu oyuklara sürülür, daha
sonra Savat doldurulmuş gümüş yüzey ateşe tutulur, savat çamuru oyuklara
iyice yedirilerek bütün oyuklar savat ile kaplanır.

Soğumaya bırakılan
eser eğe ile tesviye edilir ve keçe cilası ile parlatılır. Erkan SONYÜREK
(Savat Ustası):40`lı yaşlarda babadan kalma gümüş ustası Alpu ilçesinde aynı
koşullarla üretim yapmaya çalışıyor, pazarlama yöntemleri de aynı. Erol
TOY (Savat ustası):60`lı yaşlarda Alpu ilçesinde ve yine aynı teknikle
savat yapıyor. İlçede küçük bir savat dükkânı işletiyor. Bahri DEMİR
(Savat Ustası):40`lı yaşlarda kendi evindeki atölyesinde savat gümüşü
yapmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş Gümüş İşlemeciliği Savat zanaatı; Halk
eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesinde, Eskişehir İl Özel İdaresi, Alpu
Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ve Alpu Belediye
Başkanlığının işbirliği ile açılan kursla yaşatılmaya çalışılıyor. Van ve
Eskişehir”in Alpu ilçesinden başka yerde bu sanatı hemen hemen göremezsiniz.
Van Kültür Müdürlüğünün 2005 yılında açmış olduğu atölyenin kapanmasından
sonra da Savatın korunması ve yaşatılmasının gerekliliği iyice ortaya
çıkmıştır. İlçemiz Alpu da Savat Gümüşü İşlemeciliğini, yaklaşık 250 aile
evlerinde sürdürmektedir. Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğümüzce 2006 Mayıs
ayında açılan 500 saatlik Gümüş İşlemeciliği Savat kursuna 30 kursiyer devam
etmektedir. Kurslarımız dönemler halinde sürmektedir.






|