|
+ Büyük Font |
+ Küçük Font
Sofu Baba, Van evliyâsındandır. İsmi, Mustafa Efendidir. Sofu Baba adıyla meşhûr oldu. Mustafa Efendi gençliğinde, evliyânın büyüklerinden, Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerini tanımakla şereflendi. Tanıması şöyle anlatılır:
Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretleri, her sene Van’a ge-lir, Şâbâniye mahallesindeki câmide halka vâz eder, ilim ve edep öğretirdi. Vâzlarına devâm edenler ara- sında Mustafa Efendi de vardı. Seyyid Fehîm hazretleri sıcak bir yaz günü, dersine gelen talebeleri imtihan et- mek maksadıyla; “Birisi olsa da, Erek Dağından bir tabak kar getirse. Bir karlı su içseydik.” buyurdu. Mustafa Efendi, sessizce bu işe tâlib oldu. Binbir zorlukla, kısa zamanda dağa gidip kar getirdi. O zaman Seyyid Fehîm hazretleri ona ismini sordu ve duâ etti. O sırada, Mustafa Efendi’de bâzı haller görüldü ve ağlamaya başladı. Gönlü her şeyden boşalıp, muhabbetle doldu. Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerine candan âşık oldu. Sonra hocası Van’da kaldığı müddetçe yanından hiç ayrılmadı.
Sofu Mustafa Efendi anlatır: Bir zaman Başkale’den Suvar Ağa ile birlikte, Van’a koyun götürüyorduk. Dağda müthiş bir tipiye yakalandık. Dağ başında tipi fırtınası bir nevî ölüm demektir. O zaman, endişe ile hocam Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerini hatırlayıp, gözlerimi kapadım. Bir müddet o halde kaldım. Sonra gözlerimi açtığımda, fırtınayı dinmiş gördüm. Daha sonra, selâmetle Van’a geldik. Ben burada Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerine uğradım. Abdülhakîm Efendi beni görünce; “Çok mu korktunuz?” dedi. Ben sükût edince; “Nasıl olsa kurtulurdunuz. Hocasını hatırlayanın ve bağlılığı olanın endişesi yersizdir.” buyurdu.
|